Yine elinizdeki kitapta, evrim teorisinin iddialarının akla, mantığa ve bilime taban tabana zıt olduğunun üzerinde durduk. Canlılığın kökenini rastlandılara dayalı bir evrim süreci ile açıklamaya kalkışmanın ne kadar akıl dışı olduğunu bir örnekle anlatabiliriz.
Paha biçilmez mobilyalar, eşyalar, tablolar, heykeller, süslemeler ve sanat eserleriyle dopdolu görkemli bir sarayı gözünüzün önüne getirin. Bu sarayın inşasında ve dekorasyonunda çeşit çeşit ağaçlar, renk renk camlar, pahalı mermerler, altın, gümüş, pirinç, bronz gibi kıymetli materyaller, elmas, zümrüt, yakut gibi değerli taşlar kullanılmış olsun. Bu sarayın her köşesinde büyük bir zenginlik ve ihtişamın yanı sıra etkileyici bir düzen ve göz alıcı bir uyum olsun.
Peki hiç kimse çıkıp da bu muhteşem sarayın zaman içinde tesadüfen oluştuğunu söyleyebilir mi? Hiç kimse bu sarayın, güneş, yağmur, rüzgar ve yıldırım gibi doğal etkilerle yeryüzünde mevcut olan madenler, hammaddeler ve elementlerden şans eseri meydana geldiğini iddia edebilir mi?
Elbette, akıl ve sağduyu sahibi hiç kimse böyle bir şey iddia etmez. Herkes kabul eder ki değil sarayın, tek bir tablosunun bile kendi kendine veya tesadüfen oluşması gibi bir ihtimal yoktur. Söz konusu yapının, işlerinin ehli olan insanlar tarafından yapıldığı çok açıktır. Bir kişi, sarayın yapımında görev alan sanatçılar, tasarımcılar, mimarlar ve dekoratörleri gözüyle görmese bile bundan asla şüphe etmez.
Canlılık ve biyolojik çeşitlilik kusursuz bir tasarımın, üstün bir yaratılışın ürünüdür. Bu ise, sonsuz güç, ilim ve akıl sahibi olan bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlar. O Yaratıcı, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Allah'tır.
İleri teknoloji ürünü mikroskopların yardımıyla görülebilen mikroorganizmalardan dev ağaçlara kadar her canlı türü, kendilerini yaratmış olan Allah'ın varlığını ve birliğini gözler önüne serer. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi, canlı türleri de kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. Yaşadığımız sürece karşımıza çıkan her canlı, Rabbimizin sonsuz kudretini, ilmini ve sanatını anlatan mesajlar taşır. Bu gerçek bazı ayetlerde şöyle ifade edilir:
Göklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması O'nun ayetlerindendir. (Şura Suresi, 29)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler (deliller) vardır. (Enam Suresi, 99)
Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (Nur Suresi, 45)